Седат Игдеджи, "Бекир Игдеджи", "Лидия Игдеджи", "Елизавета Игдеджи", Седат Бекирович Игдеджи, Лидия Седатовна Игдеджи, Бекир Седатович Игдеджи, Елиховета Седатовна Игдеджи, Cedat Igdedji, Lidya Igdedji, Elizaveta Igdedji, Bekir Igdedji, Sedat Igdedzhi, Lidya Igdedzhi, Elizaveta Igdedzhi, Bekir Igdedzhi
ad4 - Alt Homepage 3

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) çalışması, özellikle ağırlaşan ekonomik kriz altında zar zor geçinmeye çalışan kamu emekçilerinin yaşam koşullarını ortaya koyarken, hükümetin kaşıkla verdiğini kepçeyle aldığını gösterdi. İşte KESK tarafından yapılan çalışmanın detayları:
REFAH PAYI YOK- 2012’de imzalanan toplu sözleşmeyle memura yüzde 4+4 zam verilirken, yıllık enflasyon yüzde 6.36 oldu. 2013’teki yüzde 3+3 zamma karşılık enflasyon yüzde 7.4’tü. 2014’te taban aylıkta net 125 TL artış olurken, enflasyon yüzde 8.17’yi gördü. 2015’te yüzde 3+3 artışa karşılık enflasyon yüzde 8.81, 2016’da yüzde 6+5 artışa karşılık enflasyon 8.53 oldu.
– 2017’de maaş zammı yüzde 3+4, enflasyon yüzde 11.92, 2018’de zam yüzde 4+3.5, enflasyon yüzde 20.3, 2019’da zam yüzde 4+5, hedeflenen enflasyon yüzde 15.9. Büyümeden ise hiç refah payı verilmedi.
– Son toplu sözleşmenin anlaşmazlıkla sonuçlanması sonrası devreye giren Kamu Hakem Kurulu da, memur ve memur emeklilerine 2020 için yüzde 4+4, 2021 için yüzde 3+3 zam öngördü.
– 2004’te 722 TL olan ortalama maaşla 23 çeyrek altın alınabiliyordu. Bu yılın eylül ayına gelindiğinde ise 4 bin 306 TL olan ortalama maaşla ancak 9 çeyrek altın alınabiliyor.

– Ortalama maaş 12 yılda 330 dolar (yüzde 31) eridi. 2008’de 1301 TL olan ortalama maaşın karşılığı 1070 dolardı. Eylül 2019’da 4 bin 306 TL olan ortalama maaşın karşılığı 740 dolara geriledi.
ZAM ÜSTÜNE ZAM- İlk 6 ayda 4 bin 650 TL aylık alan kamu çalışanının eline, temmuzda sözleşme zammı ve 6 aylık enflasyon farkıyla birlikte 4 bin 930 TL geçmeye başladı. Bu kişinden bir yılda kesilen gelir vergisi tutarı 8 bin 45 TL.
– Yılın ikinci yarısında, kamu çalışanı ve emeklisine yüzde 5 maaş artışı yapılırken, elektrik ve doğalgaza son iki ayda yüzde 32, akaryakıta yüzde 30, sigaraya yüzde 40, toplu taşımaya yüzde 40, çaya yüzde 32, şekere yüzde 16, salatalığa yüzde 23.3, domatese yüzde 12.7 zam geldi. Köprü geçiş ücretleri yüzde 47, yurtdışı çıkış harcı yüzde 333, yurtdışından getirilen telefonların harcı da yüzde 300 arttı.
İŞ GÜVENCESİ HIZLA AZALIYOR- Kamu çalışanları gittikçe güvencesiz hale geliyor. 2014’te 2 milyon 438 bin 187 olan kadrolu çalışan sayısı 2019’a gelindiğinde sadece 21 bin 613 artışla 2 milyon 459 bin 800’e çıktı. Buna karşın 2014’te 92 bin 957 olan sözleşmeli personel sayısı 161 bin 606 kişi artarak 254 bin 563’e çıktı.
– 600 bin sağlık personelinin temel sorunlarından olan fiili hizmetten yararlanma hakkı (yıpranma payı) yeni toplusözleşme metninden çıkarıldı. Gerekçe olarak hem sınırlı sayıda personeli kapsayan hem geçmiş çalışma yıllarını kapsamayıp yıpranma payından yararlanmayı fiili çalışma süresi şartına bağlayan düzenleme gösterildi.
– Kamu emekçilerinin, “çalışmayan eş ücreti” sadece 20 TL, 900 bin öğretmenin mevcutta 1180 TL olan öğretim yılına hazırlık ödeneği (kırtasiye parası) 30 TL, hizmet kollarında sınırlı sayıda kamu emekçisinin çeşitli adlar altında toplanan tazminatları da brüt 15 TL artırıldı.

Dead don’t die: Ölüler ölmez.
Jim Jarmusch’ın bu yıl izleyiciye sunduğu bir film.
1950’lerden beri Amerikalıların dünyaya bir klişe olarak “refah toplumu resmi” olarak saldığı, klişenin kendisi kadar neredeyse parodilerinin bile artık bir klişe haline geldiği küçük sevimli bir Amerikan kasabasında geçiyor. Adı parodiyi müjdeliyor aslında: Centerville. Merkez kasabası.
Bir zombi filmi! Filmin bir türlü sonu gelmeyen gerilimli başlangıcından sonra kan gövdeyi götürüyor. Kan derken… Sonuçta filmin sonuna gelene kadar fanilerden verilen kayıplardan çok kafası kopartılarak “canlanma” yeteneği ortadan kaldırılan zombilerin cesetleri (cesetleri derken?) ekranı dolduruyor.
“Amerikalı” film seyircisi film konusunda ikiye ayrılmış anladığım kadarıyla.
“Jarmusch baba yeni film çekmiş” diyerek heyecanlandıktan sonra “ama film zombi komedisiymiş” diyerek üzülenler bir grup.
“Yeni zombi filmi gelmiş en yakınımızdaki sinemalara” diyerek coştuktan sonra filmi izleyip “aradığını bulamayanlar” bir başka grup.
Sinema hakkında ahkam kesmek niyetinde değilim ama şöyle bir şey farkettim: Jarmusch iyi (ne demekse) bir zombi filminin yapması gerekeni yapıp ekranı çirkin ve ürkütücü zombilere boğarken ve bu zavallıcıkları kellelerin koptuğu mezbahadan geçirirken bir noktada her şeyi olağanlaştırıyor. Yani zombiler karşımıza aniden çıkmamaya başlıyor, zaten her yer zombi. Polis devriyesi onların arasından yavaş ve keyifli bir biçimde geçiyor. Arada devriyedeki polisin zombilerden birine bakıp “a babaannem” demesi ya da “bu çocuğu tanıyorum geçen yıl ölmüştü” demeleri filan… Zombi filmi, izleyenlerini zombileri yadırgamaz hale getiriyor neredeyse. Mizahın verdiği bir hafifliğin de katkısıyla “zombilerle içli dışlı oluyoruz” yani.
Filmin asıl hikayesi de bununla çıkıyor zaten.
Alegori, uzun bir tiradla kendini ortaya koyuyor: Centerville bir tüketim toplumu parodisi aslında. Tüketim toplumu dediğime bakmayın, yönetmen adına konuşup onu olduğundan marksist göstermemek için bu ifadeyi seçtim: Kapitalizmin bir çürüme olarak sunulması, “sevimli Amerikan kasabasının” piyasalaşmanın, metalaşmanın çürüttüğü bir mezarlık olarak resmedilmesi yapılan.
Biçimsel olarak oldukça sert olan bu anlatı bir sonuca varmıyor. Hatta filmin sonunda zombi olmayan da kalmıyor. (Neredeyse kalmıyor diyeyim.)
Filmin adı da bu sert toplumsal taşlamanın soluğunun yettiği yeri işaretliyor zaten: Ölüler ölmez. (Ölemeyenler de olabilirdi.)
(Bir sürü göndermeyle, küçük alt parodilerle örülen detaylara girmiyorum. Konumuz değil, üstelik bunlar hakkında yazacak en uygun kişi de ben değilim.)
* * *
Zombi demişken…
Birkaç hafta önce Murat Belge Birikim’de bir yazı yazdı. “Ya sosyalizm ya barbarlık” demeye de dili varmıyordu ama… Özetle söylediği buydu. Daha doğrusu onu söyleten bu histi. Yoksa bir Belge klasiği: Sosyalizme ait olan ne varsa şöyle sağlam bir darbe indirilecek, hiç olmadı bir çentik yiyecek ama yazarın “sosyalist yazar” kisvesine zarar gelmeyecek.
* * *
Sonra dün Erdoğan’ın sanayi fuarı gezerken giydiği kırmızı süslü tulumu gösterip “giydik netekim işçi tulumunu” deyişi geldi.
(Pardon unuttum: Zombi demişken!)
* * *
Jarmusch’u haksız çıkarmanın zamanı gelmiş belli ki.
Ölüler ölür. Gömüldükleri yerde onlar da huzur bulur, yaşam da!
Kapitalist çürüme hakkında vıdı vıdı edip durmayı bitirip, onu tarihe gömmenin zamanı geldi de geçiyor belli ki…
* * *
Ha bir de zombi demişken…
Konuyla ilgili bir okuma önerisi:

Yeni sezona giriş yapan hazır giyim mağazaları, geçmiş sezona yönelik stokları eritebilmek için gerçekleştirdikleri sözde indirim manevralarıyla tüketiciyi canından bezdirirken, sezon ürünlerinde ise şişirilmiş fiyatlarla, dünyadaki rakipleriyle yarışıyor. Bir tişörtün 70 ila 250 lira arasında değiştiği, ceket fiyatlarının bin 500 lirayı bulduğu mağazalarda yerli markaların fiyatları ithal markalarla yarışıyor. Tüketicinin indirim yalanıyla aldatıldığı mecralardan birisi de e-ticaret. Belirli miktarda alışveriş yaptığı taktirde, tüketiciye bir indirim kuponu vaat eden siteler alışveriş sonrası vadettiği indirim kuponlarını müşterinin hesabına tanımlamıyor.
Yeni sezona giriş yapan hazır giyim sektöründe sıcak gelişmeler yaşanıyor. Elinde yaz kalma stokları eritmek için çeşitli formüllerle indirim oyunları yapılırken yeni sezon ürünlerin fiyatları dudak uçuklatıyor. Tüketicinin indirim yalanıyla aldatıldığı mecralardan birisi de e-ticaret. Belirli miktarda alışveriş yaptığı taktirde, tüketiciye bir indirim kuponu vaat eden siteler alışveriş sonrası vadettiği indirim kuponlarını müşterinin hesabına tanımlamıyor.

ŞİŞİK FİYATLAR
Bazı vitrinlerde ise indirim afişleri matematik formüllerini aratmıyor. ‘İki ürün alana üçüncüsü yüzde 30 indirimli’, ‘İkinci ürüne yüzde 50 indirim ve karta puan biriktirme’, ‘Hem indirim hem 9 taksit fırsatı’, ‘Son büyük indirim’ gibi ifadelerle tüketiciyi indirim sarmalının içine çeken markalar, bazı seçili ürünler dışında indirim yapmazken, sezon ürünlerinin şişik fiyatları da yaratılan sanal indirim gerçeğini gözler önüne seriyor. Mağazaların en çok başvurdukları yöntemlerden biri de fiyatın sonuna 9 sayısını eklemek. Ürün fiyatlarında 79.99, 149.99 gibi rakamlar kullanan markalar ürünü 80 lira değil 70, 150 lira değil 140 lira gibi algılanmasını sağlayarak tüketiciyi yanıltıyor.

TÜKETİCİYİ ALDATIYORLAR
Mağazaları dolaşan tüketici de durumun farkında. Sezonda alışveriş yapmadıklarını belirten tüketiciler, sadece dolaştıklarını ve alışveriş için indirim dönemini beklediklerini belirtiyor. Ancak şişirilen fiyatlardan da rahatsız olduklarını dile getiriyorlar. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Federasyonu Başkanı Bendevi Palandöken, özel günlerde sözde indirimlerle tüketiciyi aldatan markaların sezonda ise fiyatları şişirip, indirim dönemlerinde normal fiyatına sattığını, bunu da tüketiciye indirim olarak yansıttığını söyledi. Palandöken, “Tüketici her fiyatı normal olarak takip edemiyor ancak yaptığımız incelemelerde biz bu şişirilmiş fiyat durumunu rahatlıkla görebiliyoruz” dedi.

E-TİCARET SİTELERİ DE MODAYA UYDU
Sabah’ın haberine göre; tüketicinin indirim yalanıyla aldatıldığı mecralardan birisi de e-ticaret. Belirli miktarda alışveriş yaptığı taktirde, tüketiciye bir indirim kuponu vaat eden siteler alışveriş sonrası vadettiği indirim kuponlarını müşterinin hesabına tanımlamıyor. Sepette indirim de bir başka indirim kandırmacası. Alışverişini tamamlamak için ödeme adımına geçen tüketici son aşamada sepette indirim beklerken bunun alışverişin toplam rakamına yansımadığını görüyor. ‘Sistemde bir sıkıntı olmuş’, ‘Gün içerisinde indirim kuponu tarafınıza iletilecek’ yalanlarıyla kandırılan tüketici, sitelere yüzlerce şikâyet kaydı açmış durumda.

MOBİLYADA DA AYNI OYUN
Kategori mağazalarında ise en büyük fiyat oyunu mobilya ve aksesuvarlarında yapılıyor. Koltuk takımlarının 2-7 bin lira arasında satışa çıkarıldığı mağazalar, sözde indirimle düşük kaliteli ürünleri orta kalite ürün fiyatına satışa çıkarıyor. Bir mobilya mağazası yetkilisi, eylülde işlerin düşüşe geçtiğini ancak merkezden herhangi bir fiyat indirimi olmadığını söyledi

Aydın’ın Nazilli ilçesinde, biçerdöver ve 3 otomobilin karıştığı kazada 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi de yaralandı. Jandarma kazayla ilgili soruşturma başlattı.
Kaza, saat 20.30 sıralarında Nazilli-Bozdoğan Devlet Karayolu üzeri Yazırlı Mahallesi yol ayrımı yakınında meydana geldi. İddiaya göre, 09 RD 877 plakalı biçerdöver, Yazırlı yol ayrımından karayoluna çıktığı sırada, Nazilli yönünden Bozdağa istikametine giden Ahmet Emin Sıdar (69) yönetimindeki 09 E 9595 plakalı otomobil ile çarpıştı. Ardından 09 PH 843 ve 09 U 4907 plakalı otomobiller de Sıdar’ın otomobiline arkadan çarptı.
YARALILAR HASTANEYE KALDIRILDI
Çevredekiler durumu sağlık ve jandarma ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, Ahmet Emin Sıdar ve eşi Kübra Sıdar’ın (69) olay yerinde hayatını kaybettiği belirledi. Diğer otomobillerde bulunan Tevfik Koray Kün, Gözde Kün ve 8 aylık çocukları Arya Kün, Sezai Baş ve Gülderen Baş ambulansa alınarak Nazilli Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Jandarma ekipleri kaza yerinde önlem alırken, Sıdar çiftinin cansız bedenleri ise savcının incelemesinin ardından Nazilli Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Jandarma kazayla ilgili soruşturma başlattı.

Ocak ayında emeklilerin aylıklarıyla beraber ek ödeme tutarları da artacak. Ayrıca maaşlarda yüzde 4-5 oranında ek ödeme artışı da gündemde. TÜED, ‘En az yüzde 8 olsun’ diyor. Peki, bu orana göre emeklinin ek ödemeli Ocak zammı ne kadar olacak? Emekli maaşlarıyla ilgili bütün son dakika haber ve gelişmeler ahaber.com.tr’de…

Emeklilerin gözü Ocak zammında. Zam oranında enflasyon belirleyici olacak.

SSK ve Bağ- Kur emeklilerine bir önceki 6 aylık dönemdeki enflasyon oranında zam yapılacak.

Memur emeklilerine ise yüzde 4 zam ve 2019’un ikinci yarısındaki enflasyon yüzde 5’i aşarsa fark yansıtılacak.

Merkez Bankası’nın tahminine göre SSK ve Bağ- Kur’luların zammı yüzde 8.46, memur emeklilerinin ise yüzde 3.46 enflasyon farkıyla yüzde 7.46 olacak.

Beklenti anketinde ise artış SSK ve Bağ-Kur’lular için yüzde 8.52, memur emeklileri için yüzde 7.52 olarak tahmin ediliyor.

Hintliler düğün için rotayı Türkiye’ye çevirdi. Bu yıl 15 olan düğün sayısının 2020’de 30’a ulaşması bekleniyor. Şu an anlaşma sağlanan 25 düğün için ise Hintli zenginler ülkemize 100 milyon dolar bırakacak.
Zengin Hintliler’in düğün mekanları arasında yer alan Türkiye, 2020 yılına iddialı giriyor. Bu yıl sonuna kadar sayısı 15’i bulacak olan Hint düğünlerine ev sahipliği yapan Türkiye, 2020’de evlenecek bekar Hintli erkeklerin önceliği haline gelmeye başladı. Gelecek yıl 25 Hint düğünü için ön anlaşmayı yapan turizmciler, milyon dolarları bulan düğünlerin hazırlıkları için şimdiden düğmeye bastı. Ağırlıklı olarak İstanbul, Bodrum, Antalya ve Kapadokya’yı tercih eden Hintliler, yüzlerce misafirleri ile 3 gece 3 gün düğün yapacak. Varlıklı Hintli aileler için Türkiye’de düğün yapmanın bir prestij haline gelmeye başladığını belirten Dorak Holding Başkanı Ahmet Serdar Körükçü, “2020 için 25 düğün rezervasyonu yapıldı. Bu sayı 30’u bulabilir. 25 düğün için Hintliler 100 milyon dolardan fazla para bırakacak” dedi. Körükçü, “Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en pahalı Hint düğünü 8 milyon dolardı, biz organize etmiştik” diye konuştu.TAKVİM

Седат Игдеджи, "Бекир Игдеджи", "Лидия Игдеджи", "Елизавета Игдеджи", Седат Бекирович Игдеджи, Лидия Седатовна Игдеджи, Бекир Седатович Игдеджи, Елиховета Седатовна Игдеджи, Cedat Igdedji, Lidya Igdedji, Elizaveta Igdedji, Bekir Igdedji, Sedat Igdedzhi, Lidya Igdedzhi, Elizaveta Igdedzhi, Bekir Igdedzhi